METE GAZOZ MU DÜNYA ŞAMPİYONU YOKSA AİLESİ Mİ?

In +DUY
1532435099_Milli_Ok__u_Mete_Gazoz__3_

Mete Gazoz.Gururumuz.Tanımayanlar bilmeyenler için 8 Haziran 1999 doğumlu 19 yaşında gencecik sporcumuz.Branşı okçuluk.Geçtiğimiz ay Berlin’de yapılan Dünya Kupası dördüncü ayak yarışlarında birinci oldu.Ülke olarak maalesef spor alanında bu tarz başarılara çok sık rastlamadığımız için memnuniyet ile Mete Gazoz’un başarılarını takip ettik.(Bu arada ben yazıyı hazırlarken Mete’den bir Altın Madalya haberi daha geldi. Sporcumuz Mete Gazoz, 2018 Avrupa Grand Prix yarışlarının klasik yay kategorisinde, finalde karşılaştığı Moldovalı rakibi Dan Olaru’yu 6-0 mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.)Fakat her ne kadar başarıya aç bir ülke de olsak,ne yazık ki Mete Gazoz haberleri herhangi bir futbol derbisi hakkında yazılıp çizilenler kadar yer alamadı hayatımızda.Mete Gazoz’un babası Metin Gazoz 1990 yılından beri okçuluğa gönül vermiş bir Beden Eğitimi Öğretmeni.2012 yılında Türkiye Okçuluk Federasyonu Eğitim Kurulu Başkanı oldu.

Halen, Bedensel Engelliler Federasyonu Okçuluk Teknik Kurul üyeliğinin yanı sıra kurucuları arasında bulunduğu çeşitli derneklerdeki üyeliklerini devam ettiren Gazoz, 2006’dan bu yana alt yapıdan sorumlu milli takım antrenörlüğü yapıyor.Hal böyle olunca Mete Gazoz için baba mesleğine gönül vermek ve bu yolda kariyer yapmak biraz daha rahat bir seçim olmuş olabilir.Günde altı saat antreman yapan,küçük öğrencilere ders vermeye giden genç Mete uzun yıllardır bu spora gönül vermiş ve madalyaları ile ülkemize dereceler kazandırmış ve başını telefonlarından kaldıramayan genç nesile iyi bir örnek olarak yoluna devam etmektedir.Mete için ekşisözlükte yazılan bir kaç alıntı eklemek istiyorum aşağıya.

dünya kupasında altın madalyayı türkiye’ye getiren sporcu. türkiye’de mete gazoz gibi aslında hemen hemen her spor dalında oldukça yetenekli, keşfedilmeyi bekleyen binlerce genç var. tek şanssızlıkları yaptıkları spor dallarının türkiye’de ilgi görmemesi. hani deniyor ya hep 80 milyon nüfus neden sporcu çıkaramıyor diye. aslında çıkarmasına çıkarıyor ama bu gençlerin çoğu yeteneklerini gösterebilecek alan bulamıyorlar ve bu yeteneklerinin üzerine koyacakları planlı, düzenli bir spor eğitimi alamıyorlar. en basit örneği biraz klişe kaçmasına rağmen almanya’nın 3 milyon türkten mesut özil, emre can, ilkay gündoğan gibi isimler çıkarabilmesi. emin olun bu isimler türkiye’de doğup büyüseydi şu anki konumlarında olamazlardı. türkiye’nin en büyük sorunu sporcu eğitiminin yetersiz olması ve bu eğitimi verecek antrenörlerin azlığı.

ikinci bir durum ise hem spor kulüpleri hem de kamuoyu bazında futbol haricinde olimpik sporların spor değerini görmemesi. fenerbahçe’yi biraz ayrı tutuyorum bu konuda çünkü kendileri yaptıkları yatırımlarla futbol haricinde de diğer spor dallarında türkiyenin öncü kulüplerinden biri. darısı diğer kulüplerin başına. kamuoyu olarak da ne zaman türk milleti, sporun sadece futbol olmadığını anlar biraz olimpiyat ruhu katarsa kendine o zaman bu genç yeteneklere daha çok milletçe sahip çıkar. çünkü mete gazoz gibi gençler yakın zamanda olimpiyatlarda birçok başarı kazandıracak. şimdi destek çıkın ki sonra başarılarında gururlanabilme hakkınız olsun.
23.07.2018 16:59 ~ 17:00 markovic
adını yeni duyduğum ve taa uzaklardan kendisiyle gurur duyduğum genç milli sporcumuzdur.

(bkz: helal olsun)
23.07.2018 17:40 minikliginasirilokumlugu
çocuğun 8300 instagram takipçisi var, bi el atın gari.

tebrikler mete.bu toplum 2000 sene evvel ata binip ok atarken nasıl okçuluk gibi olimpiyatlarda her daim özel bir yeri olan özel bir sporda nasıl başarısız olduğumuzu nasıl bu duruma geldiğimizi hep düşünmüşümdür.umarım mete bu sporun kahramanı olur ve daha çok çocuğun gencin okçuluk sporu ile ilgilenmesi için başarıdan başarıya koşar.
22.07.2018 16:58 ~ 21:17 murik43

Bu yazımda sizlere hem biraz Mete’yi tanıtmak istedim hem de ülkemizde sporcu olmak için neler yaşanıyor,minik bir ayna tutmak istedim.Burada Milli Cimnastikçimiz Ebru Karaduman‘dan da bahsetmek istiyorum.Ebru yerinde duramayan kıpır kıpır bir kız çocuğu olduğu için annesi onu 3 yaşında cimnastik sporu ile tanıştırıyor.Ondan sonra Tekel Spor Kulubü ile başlayan profesyonel sporcu hayatı annesinin derin çabaları,büyük kavgalar,bazen vazgeçişler ve çoğunlukla büyük tutkusu ile ilerleyerek şampiyonluklar,başarılar ile devam edip mutlu sona eriyor.Sporda mutlu son yok aslında.Yolculuğunuzun bir sonraki adımı sizinde kariyer planlarınızı şekillendiren,adım adım ve büyük fedakarlıklar ile yürüdüğünüz yollar oluyor.Benim size yukarıda bir cümle ile anlatmaya çalıştığım anne kız hikayesi içinde neler barındırıyor bir bilseniz.Bunun için ayrı bir röportaj ayarlamam gerekli.

 

Bende bir anne olarak çocuklarım için elimden gelenin en iyisini yapmak için uğraşıyorum.Hırslı bir anne değilim.Ancak çağımızın gereklerinde; kızlarım için temennilerim öncelikle temiz,vicdanlı,saygılı,vizyoner birer dünya vatandaşı olarak yetişmeleri.Bu arada sevdikleri,peşinden gidebilecekleri bir hobiye sarılmaları için onlarca denemeleri için yüreklendirmekten ibaret anneliğim.Çok küçük yaşlarda Ebru Karaduman sayesinde temel cimnastik ile başladık bizde yolculuğumuza.Kızlarım yaklaşık beş yıl cimnastik yaptılar.Bu arada dans,piyano,tenis dersleri,resim atölyesi gibi bir çok spor ve sanat dalı denemelerimiz oldu.Bu denemeler hangi yaşa kadar gidecek çok merak ediyorum.Ancak göz önünde olan örneklere baktığımızda, küçük yaşlarda başlayan yolculuklarını başarıya çeviren sanatçı ve sporcularla dolu olduğunu görebiliyorum.Yukarıda da ilettim.Aslında ben çocuklarım için tamamen başarıya odaklanmış olarak bir spor dalı ile ilgilenmesi yerine severek peşinden gideceği bir alan yaratması için rehber olmaya çalışıyorum.Bu yüzden bir çok farklı kurs ve eğitimlere katılarak sevdikleri bir hobi bulmaları için onları destekliyorum.Ama şunu net ifade etmeliyim.Benim bu davranışım ile çocuklar yaprak gibi savrulabiliyorlar.Eğer spesifik bir branş için çaba sarfetmesini istiyorsanız biraz kararlı ve tutarlı bir ebeveyn olmalısınız.Tüm bunları niçin yazıyorum?Son iki yıldır kızlarım biraz daha büyüdükleri için onlarla konuşarak artık bir karar vermeleri ve bundan sonra yalnızca tek bir yere adapte olmaları konusunda anlaştık.Çok küçük yaşlardan itibaren onları anne baba olarak hep desteklediğimizi ancak bundan sonra seçecekleri yolda kendilerine de fayda sağlayacak,mutlu olacakları bir hobi konusunda anlaştık.Ve okçuluk maceramız başladı.

Niye okçuluk?Bilmiyorum.Öyle denk düştü diyelim.Başladılar sevdiler.Hızlı yol almalarında temel cimnastik eğitimi almış olmaları büyük rol oynadı.Özetle küçük yaşlarda daldan dala atlasalar da bir sonraki adımlarında aldıkları her eğitimin faydasını gördüler.Ben şimdi sizlere “ülkemizde nasıl sporcu yetiştirilemez” adlı çalışmamı sunmak isterim.

Okçuluk sevdası için ilk olarak yakın çevremizde nereleri var diye aramaya başladık.Özel bir yer bulduk ve başladılar.Çocuklarınızı yönlendirdiğiniz ister spor ister sanat olsun maalesef ücretli eğitimler oluyor.Devletin desteği diye bir şey söz konusu değil.O yüzden başlığa döneyim tekrar.Yani Mete Gazoz mu şampiyon yoksa anne babası mı şampiyon?Mete şanslı azınlık.Çünkü onların mevcutta böyle bir spor kompleksleri var.Salonu dilediği gibi kullanabilecek bir yapıda büyümüş ve kendini yetiştirmiş bir sporcu.Buna rağmen anne babasının emekleri ve desteği kim bilir ne kadar büyüktür.Yine döndüm kendime.Mete Gazoz’un anne ve babasının eğitmenlik yaptığı İstanbul Okçuluk Gençlik ve Spor Kulübü ile görüşmeye çalıştım başlangıç sırasında.Buraya maalesef telefon ile bile ulaşamadım.Zaten yanlış bilgi olmasın ama İstanbul’da üç adet kulüp var okçuluk sporu için.Bulmak,ulaşmak,bilgi almak uzun bir yolculuk.Hadi sizde bizim gibi buldunuz bir tane başladınız.Sonrası?Sonrası bir anne baba olarak sizin becerinize kalmış olarak ilerliyorsunuz.Neden mi?Çünkü hiç bir plan ve hedefleri,çalışma prosedürleri yok.Siz çocuğunuzu kulübe kayıt yaptırdınız,aylık ödemelerinizi yapıyorsunuz o kadar.Çocuğunuz yetenekli mi,ilgili mi,bu spora uygun mu,profesyonel sporcu olabilir mi gibi sorularınızın cevabını ancak benim gibi cadı olursanız alabiliyorsunuz.Misal bir yılımız boşa gitti.Çünkü hiç bir eğitmenimiz temel eğitim sonrası alınabilecek olan lisansın yalnızca temmuz ayında hazırlandığını bize iletmediği için bir yıl daha eğitimlere devam ettik.Zaten bu eğitimler haftada 1,5 veya 2 saat süren eğitimler.Mete’yi dinlediğimiz zaman her gün 6 saat çalıştığını görüyoruz.Yazdıklarımla çelişiyor gibi gözükebilirim.Hem diyorum kızlar için iddialı değilim hem de lisans almaları bir yıl gecikti diyorum.Evet diyorum.Neden?Çünkü eğer geçtiğimiz yıl lisans almış olsalardı bu yılı daha çok çalışarak,yarışlara hazırlanarak,yarışlara katılarak geçirip okçuluğa daha ilgili ve farklı bakmalarına da sebep olabilirdi. Düşünüyorum.Kendimi onların yerine koyuyorum.Haftada bir gün 2 saat gidip yalnızca ok atıyorlar.Ne sıkıcı ne boş bir aktivite gibi değil mi?Oysa lisanslı bir sporcu olmak onlara farklı sorumluluk duyguları aşılamaz mı?Yanlış mı düşünüyorum?Bu bir motivasyon değil midir?Yarışlara katılmak,farklı arkadaşlıklar kurmak…

Bu arada lisanslı sporcu olduklarında da yine salona devam için ücret ödeniyor.Profesyonel sporcu olmadan önce içeride malzemeleri kullanmanıza izin var.Sonrasında kendi ok takımınızı alıp kullanmanız gerekli.Fiyatlar ise 2000TL ile başlayıp 15000TL’ye kadar gidebiliyor.Umarım anlatmak istediklerimi toparlayabilmişimdir.Bir arkadaşımın oğlu profesyonel yüzücü.Bir mayosu 600TL’den başlıyor.Annesinin antremana taşımaları beklemeleri vs anlatmıyorum bile.Yıllardır anne babası tarafından desteklenen bu çocuklar ne bir kulüp adına ne de okulları tarafından düzenli desteklenemediği için başarıya ulaşırken bir çok sıkıntı ile karşı karşıya kalabiliyorlar.Profesyonel sporcu olduktan sonra yarışlara katılırken dahi anne baba desteği ile sürdürülebiliniyor sporculuk hayatı.Ancak milli sporcu olursanız kulüp veya sponsorluklar için biraz yolunuz açılabilir.

Demem o ki spor yalnızca o üç büyükler dediğiniz takımların oynadığı futbol ve olmayan kulüp paraları ile milyarlarca dolar borçlanan bu takımların yöneticileri ve sporcularından oluşmuyor.Gerçek sporcular kendi çabaları,ailelerinin desteği,antrenörlerinin bireysel çabaları ile ve zorluklarla mücadele ederek başarılar elde ediyorlar.Ne yazık ki ülkemiz ve milletimiz 21.yüzyılda yaşadığımız şu günlerde sanat,spor ve turizmin bir ülkenin en önemli gelir kaynaklarından olabildiğini halen idrak edememiş durumda. Umut ederek yaşamaya devam o halde

Okçuluk kulüpleri hangileridir derseniz?Biz ilk önce Yaban Akademi bünyesinde başladık.Şu an Demka Okçuluk lisanslı sporcusu olarak devam ediyorlar.Bilgi almak ve iletişim kurmak isterseniz isimlerinin üzerine tıklayabilirsiniz.Amacım hiç bir kurum veya kuruluşu kötü göstermek değil.Yalnızca ülkemizde bir sporcu nasıl yetişiyor sorusuna bir anne olarak göz ucuyla bakmak istedim.

Eğer sizinde paylaşmak istediğiniz tecrübeler varsa yazının altında yer alan “LEAVE A REPLY” bölümünde düşüncelerinizi yazarsanız tüm okuyucularımıza yol gösterir.BU YAZIYI BEĞENDİYSENİZ AŞAĞIDA YER ALAN “SHARE” DÜĞMESİNE BASARAK KENDİ SOSYAL MEDYA HESAPLARINIZDA PAYLAŞARAK,BAŞKALARININ DA FAYDA SAĞLAMASINA YARDIMCI OLABİLİRSİNİZ.TEŞEKKÜRLERİMLE

You may also read!

Akademi Saç Terapi Merkezi

Akademi  Saç  Terapi Kimdir? Akademi Saç Terapi, 2009 yılında İngiltere’de Trikolojik Danışmanlık alanında eğitim alan Evrim Bayraktar ve Burcu

Read More...

YAZ KAZALARINDA 6 KRİTİK İLK YARDIM ÖNERİSİ!

Açık havada bolca zaman geçirilen yaz ayları bir yandan da tehlikelere davetiye çıkarıyor. Özellikle okulların kapanmasıyla çocuklar dışarıda daha

Read More...

OY VE ÖTESİ TÜM SEÇMENLERİ SEÇİM SÜRECİNE KATKI SAĞLAMAYA ÇAĞIRIYOR!

T3 Tutanak Gönder mobil uygulamasını telefonuna indir, seçim sürecini kontrol et, ihlalleri bildir, tutanak görüntüsünü çek-gönder ve sonuçları teyit

Read More...

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Mobile Sliding Menu